Başkan Donald Trump, diplomasinin başarısız olması halinde askeri müdahale tehdidinde bulunurken bir yandan da İran'la nükleer müzakerelerin yeniden başlatılmasını destekliyor. Bu ikili yaklaşım, ABD-İran ilişkilerini yeniden şekillendirebilir ancak küresel piyasalar ve bölgesel istikrar için önemli riskler taşıyor. Yönetimin son açıklamalarla ortaya koyduğu strateji, 2015 nükleer anlaşmasının çöküşünün ardından Tahran'ı yeni bir anlaşmaya zorlamayı hedefliyor.
İkili strateji neden şimdi ortaya çıkıyor?
Trump'ın yeni görüşmelere desteği, İran'ın hızla ilerleyen uranyum zenginleştirme programı ve Ortadoğu'daki vekil güçlere verdiği destek nedeniyle artan gerilimlerin ortasında geliyor. Başkan, orijinal Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nı (JOPA) yetersiz olarak eleştirmişti ancak yönetimi şimdi İran'ın balistik füze programını ve bölgesel faaliyetlerini de kapsayan daha geniş bir anlaşma için bir fırsat görüyor. Trump aynı zamanda, İran'ın masaya gelmemesi halinde ABD'nin nükleer silah edinmesini engellemek için askeri güç kullanmaya hazır olduğu uyarısında bulundu.
Görüşmeler nasıl olabilir?
Herhangi bir yeni müzakere, muhtemelen ABD-İran arasında doğrudan görüşmeleri ve Avrupalı ile Körfez Arap arabulucularını içerecektir. Yönetim henüz ön koşulları belirtmedi ancak yetkililer, İran'ın görüşmeler başlamadan önce en hassas nükleer çalışmalarını durdurması gerektiğini ifade etti. İran liderliği şu ana kadar baskı altında doğrudan görüşmeleri reddetti, ancak aracılar aracılığıyla arka kanal iletişimleri devam ediyor. İkili strateji, İran'a net bir seçenek sunmak için tasarlandı: doğrulanabilir bir anlaşma müzakere etmek ya da artan askeri ve ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kalmak.
Küresel piyasalar ve bölgesel güvenlik için riskler
ABD yaklaşımındaki belirsizlik, Washington veya Tahran'dan gelen her yeni açıklamayla ham petrol fiyatlarının dalgalanmasına neden olarak petrol piyasalarını şimdiden sarstı. Askeri bir çatışma, küresel petrol arzı için kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'ndan geçişi kesintiye uğratabilir ve Irak, Suriye, Yemen ve Lübnan'daki İran vekillerini içeren daha geniş bir çatışmayı tetikleyebilir. Tersine, başarılı bir diplomatik atılım yaptırımları hafifletebilir ve İran petrolünü küresel piyasalara geri getirerek fiyatları potansiyel olarak düşürebilir. Yatırımcılar yakından izliyor ancak yol haritası belirsizliğini koruyor.
Sırada ne var?
Yönetimin önümüzdeki haftalarda bölgeye özel bir temsilci göndermesi ve müttefikler arasında ikili stratejiye destek olup olmadığını değerlendirmesi ve İranlı yetkililere mesajlar iletmesi bekleniyor. Kongre'de de yönetimin İran politikasıyla ilgili oturumlar düzenlenecek ve yasa koyucular, görüşme teklif ederken askeri müdahale tehdidinde bulunmanın doğruluğu konusunda bölünmüş durumda. Bir sonraki hamle Tahran'a ait: diplomatik girişime yanıt vermek mi yoksa olası saldırılara hazırlanmak mı?




