ABD ve Suudi Arabistan, Irak'ta İran destekli gruplara karşı ortak bir askeri saldırı düzenledi. Yetkililer Salı günü yaptığı açıklamada, saldırının bölgedeki ABD güçlerine yönelik tekrarlanan saldırılardan sorumlu milislere bağlı hedefleri vurduğunu belirtti. Bu hamle, Washington ile Tahran arasındaki gerilimi daha da tırmandırma riski taşırken, Körfez ülkelerinin istikrarı ve küresel enerji piyasaları hakkında soru işaretleri yaratıyor.
Saldırının hedefi neydi?
Savunma yetkililerine göre saldırı, Kata'ib Hizbullah ve diğer İran yanlısı gruplar tarafından kullanılan tesisleri hedef aldı. Bu gruplar, Ekim ayında başlayan İsrail-Hamas savaşından bu yana Irak ve Suriye'deki ABD üslerine düzenlenen düzinelerce insansız hava aracı ve roket saldırısından sorumlu. Suudi Arabistan ile ortaklaşa yürütülen operasyon, iki ülkenin Irak içinde saldırı amaçlı askeri eylemlerde nadir görülen bir kamu koordinasyonuna işaret ediyor.
Pentagon ve Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, kesin zayiat sayısını veya hasarın tam boyutunu açıklamadı. Ancak yetkililer, hedeflerin komuta merkezleri ve silah depoları olduğunu belirtti. Operasyonun, yan hasarı en aza indirmek için hassas mühimmat kullanılarak gerçekleştirildiğini söylediler.
Daha geniş bir çatışma riski
Saldırı hassas bir dönemde gerçekleşti. İran, vekil güçlerine yönelik herhangi bir saldırıya misilleme yapacağını belirtirken, Irak'taki siyasi gruplar ABD askerlerinin sınır dışı edilmesi çağrısında bulunuyor. Bölgeyi izleyen analistler, operasyonun daha fazla aktörü içine çeken bir tırmanma döngüsünü tetikleyebileceğini söylüyor.
Irak hükümeti saldırıyı kınayarak egemenliğinin ihlali olduğunu belirtti. Bu arada İran Dışişleri Bakanlığı, belirli bir misilleme açıklamasa da sonuçları olacağı uyarısında bulundu. ABD'nin Irak'ta IŞİD karşıtı koalisyonun bir parçası olarak yaklaşık 2.500 askeri bulunuyor ve bu varlık bir kriz noktası haline geldi.
Piyasalar ve güvenlik üzerindeki etkiler
Petrol fiyatları, haberin ardından erken işlemlerde hafif bir artış gösterdi ve bu durum yatırımcıların Körfez tedarik yollarındaki olası aksaklıklara ilişkin endişelerini yansıttı. Dünyanın en büyük ham petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan, İran yanlısı vekil güçlere karşı daha sert bir tutum alırken enerji piyasalarında istikrarı korumaya çalışıyor.
Körfez ülkeleri için bu saldırı, ortak tehditlere karşı ABD ile birlikte askeri olarak hareket etme isteğinin arttığını gösteriyor. Ancak aynı zamanda Suudi topraklarına veya altyapısına yönelik misilleme riskini de artırıyor. Krallık, daha önce İran destekli Yemen'deki Husilerden füze ve insansız hava aracı saldırılarına maruz kalmıştı ve Irak'taki herhangi bir tırmanma bu saldırıları cesaretlendirebilir.
Şimdi daha geniş soru, bu operasyonun sınırlı kalıp kalmayacağı veya doğrudan bir ABD-İran çatışmasına dönüşüp dönüşmeyeceği. Washington, İran'la savaş aramadığını ancak güçlerini savunmaya devam edeceğini belirtti. Tahran ise vekil güçler, siber saldırılar veya Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıklar yoluyla asimetrik yanıt verme geçmişine sahip.
ABD ile İran arasında aylardır durmuş olan nükleer anlaşma konulu bir sonraki tur görüşmeler için henüz bir tarih belirlenmedi. Bu diplomatik yol şimdi daha da belirsiz görünüyor.




