ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Hürmüz Boğazı'nı uluslararası deniz taşımacılığına açık tutma konusunda anlaştı. Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin tırmandığı bir dönemde varılan bu nadir mutabakat, dikkat çekiyor.
Anlaşma, İran ile yaşanan gerilimin, dünya petrolünün büyük bir kısmının geçtiği bu dar su yolunu kesintiye uğratabileceği yönündeki artan endişeler ortamında yapıldı. İki taraf da taahhüdün nasıl uygulanacağı veya izleneceğine dair ayrıntı vermedi.
Boğaz Neden Önemli?
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve açık denize bağlar. Dünya petrolünün yaklaşık beşte biri her gün buradan geçtiği için boğaz, küresel enerji piyasaları için kritik bir darboğaz niteliği taşır. Mayınlar, deniz çatışmaları veya siyasi hamleler nedeniyle oluşacak herhangi bir tıkanma, ham petrol fiyatlarını fırlatabilir ve Basra Körfezi ham petrolüne bağımlı tedarik zincirlerini felç edebilir.
İran, sıkılaştırılan yaptırımlara veya askeri baskıya yanıt olarak boğazı kapatma tehdidini uzun süredir dile getiriyor. Bu tehdit yıllardır bölge üzerinde bir gölge gibi dolaşıyor, ancak ABD-İran arasındaki son retorik tırmanışı bu korkuları yeniden canlandırdı. Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilme ve yaptırımları yeniden uygulama kararı Tahran'ı sınıra getirdi; İranlı komutanlar, ihracatları sıfıra indirilirse petrol sevkiyatlarını engelleme sözü veriyor.
Nadir Bir Mutabakat
Trump-Xi anlaşması, iki liderin ticaret ve teknoloji alanında çatışsalar bile boğazın serbest geçişini ortak bir çıkar olarak gördüğünü gösteriyor. Xi için istikrarlı petrol akışının sağlanması, Çin'in enerji güvenliğini koruyor – Çin dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı ve bu petrolün büyük kısmı Körfez'den geliyor. Trump içinse anlaşma, yönetiminin İran krizini daha geniş bir Ortadoğu savaşına yol açmadan yönetebileceği iddiasını güçlendiriyor.
Bu, aylardır birbirlerinin mallarına gümrük vergileri uygulayarak ticaret savaşı yürüten iki ülke arasında dikkat çekici bir işbirliği anı. Anlaşma, riskler yeterince yüksek olduğunda jeopolitik istikrarın ticari çatışmanın önüne geçebileceğini gösteriyor.
Sırada Ne Var?
Anlaşmanın uygulanması için herhangi bir takvim veya mekanizma açıklanmadı. İki ülke, devriyeleri koordine edip etmeyeceklerini, istihbarat paylaşıp paylaşmayacaklarını veya İran'ı boğazı açık tutması için ortaklaşa baskı altına alıp almayacaklarını belirtmedi. Spesifiklik eksikliği, özellikle denizde bir çatışma taahhüdü test ederse, ileride kafa karışıklığına yol açabilir.
İran'ın kendisi anlaşmanın bir tarafı değildi. Tahran'ın kendi hesapları var. Şimdilik boğaz açık, ancak anlaşmayı gerekli kılan temel gerilimler çözülmüş değil. Bir sonraki hamle, Tahran'daki komutanlara ve bu kırılgan anlayışı uygulamakla görevlendirilebilecek donanmalara ait.




