Uluslararası Para Fonu, Avrupa Birliği'ne mali çerçevesini elden geçirme ve ortak harcama önceliklerini finanse etmek için ortak borçlanmayı benimseme çağrısında bulundu. Yeni bir değerlendirmede IMF, yapısal reformlarla birleştirilen ortak borcun avroyu güçlendirebileceğini ve bloğun ekonomik gidişatını değiştirebileceğini savundu.
IMF neden ortak borç istiyor
IMF'nin tavsiyesi açık: AB, yalnızca üye devletlere güvenmek yerine yatırımları ve diğer harcama ihtiyaçlarını finanse etmek için ortak borç çıkarmalı. Fon, bu yaklaşımın ortak bir mali kapasite oluşturarak birlik genelinde mali politikaları yeniden şekillendirebileceğini savunuyor. Bu da avroyu daha istikrarlı hale getirerek zayıf ekonomilerdeki egemen borç krizi riskini azaltabilir.
Ortak borç yeni bir fikir değil. AB, pandemi sırasında NextGenerationEU kurtarma fonu ile bunu zaten kullanmıştı; bu fon, tüm üyeler tarafından desteklenen tahviller ihraç ederek milyarlarca avro toplamıştı. Ancak bu bir defaya mahsustu. IMF daha kalıcı bir şey istiyor — blok harcama talepleriyle karşılaştığında devreye sokulabilecek sürekli bir araç.
Reformlar borçla birlikte gelmeli
IMF sadece borçla yetinmedi. Ortak borçlanmanın tek başına AB'nin mali sorunlarını çözmeyeceğini vurguladı. Bunun yanında yapısal reformlar — daha esnek işgücü piyasaları, daha iyi iş ortamları ve dijital ve yeşil dönüşümlere daha güçlü yatırım — da gereklidir. Fon, bu değişiklikler olmadan, ortak borcun bile verimsizliklere veya ülkelerin temel sorunları çözmeden harcama yaptığı ahlaki tehlikeye yol açabileceği uyarısında bulundu.
Mesaj şu: Ortak borç, daha geniş bir mali reformun parçası olduğunda en iyi şekilde çalışır. AB'nin ülke başına açık ve borç seviyelerini sınırlayan mevcut mali kuralları gözden geçiriliyor. IMF'nin baskısı, daha merkezi bir yaklaşımı savunanlara ek ağırlık kazandırıyor.
Avro ve küresel piyasalar üzerindeki potansiyel etki
AB bu adımı atarsa, etkiler Avrupa'nın ötesine yayılabilir. IMF, daha güçlü avro istikrarının para birimini rezerv varlık olarak daha cazip hale getireceğini ve potansiyel olarak küresel finansal dinamikleri değiştireceğini belirtti. AB ortak tahvilleri için daha büyük ve daha likit bir piyasa, ABD Hazine tahvilleriyle rekabet ederek yatırımcılara yeni bir güvenli liman sunabilir.
Bu değişim bir gecede olmayacak. 27 üye devlet arasında siyasi mutabakat gerektiriyor; bunlardan bazıları — Almanya ve Hollanda gibi — tarihsel olarak ortak borca karşı çıktı. IMF'nin desteği bu bölünmeleri değiştirmez, ancak savunuculara güçlü bir kurumsal argüman verir.
Bir sonraki somut adım, AB maliye bakanlarının bloğun mali kurallarını tartışmak üzere bir araya gelmesiyle atılacak. IMF'nin önerisinin o zaman ilgi göreceği mi yoksa daha fazla çalışma için rafa kaldırılacağı mı, hala açık bir soru.




