ABD Senatörü Marco Rubio, İran yaptırımları konusunda net bir çizgi çizerek, Washington'un bu yaptırımları yalnızca nükleer tavizler karşılığında hafifleteceğini ve Hürmüz Boğazı'ndaki anlaşmazlıklarla herhangi bir bağlantıyı açıkça reddettiğini söyledi. Bu hafta bildirilen açıklama, ABD-İran politikasındaki kalıcı bir gerilimin altını çiziyor: nükleer dosyayı daha geniş bölgesel güvenlik sorunlarından nasıl ayıracak?
Yalnızca nükleer yaklaşım
Senato Dış İlişkiler Komitesi'nde görev yapan Florida Cumhuriyetçisi Rubio, ABD'nin yaptırımların hafifletilmesi ile İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki işbirliği arasında bir takas görmediğini açıkça belirtti. Basra Körfezi ile Umman Körfezi arasındaki dar bir geçit olan bu su yolu, küresel petrol sevkiyatları için kritik bir noktadır. İran, zaman zaman burada trafiği kapatmak veya aksatmakla tehdit etmiştir.
Rubio, sağlanan bilgilere göre, "Yaptırımları yalnızca nükleer tavizler için kaldırıyoruz" dedi. Bu sözü, ABD'nin boğazdan serbest geçiş garantileri karşılığında yaptırımları hafifletme olasılığını kapattı. Yıllardır bazı politika yapıcılar, nükleer geri adım karşılığında Hürmüz güvenliği gibi daha geniş bir pazarlık fikrini ortaya atmıştı ancak Rubio'nun tutumu bunu açıkça reddediyor.
Hürmüz Boğazı neden önemli?
Dünya petrolünün yaklaşık %20'si Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor ve bu onu gezegendeki en stratejik su yollarından biri yapıyor. İran'ın coğrafyası, ona burada önemli bir koz veriyor; donanması ve Devrim Muhafızları güçleri tankerlere saldırı menzilinde faaliyet gösteriyor. Boğazla ilgili herhangi bir ABD tavizi, bölgesel güç dinamiklerinde büyük bir değişim olarak görülecektir.
Ancak Rubio'nun açıklaması, Trump yönetiminin — ya da en azından kilit senatörlerin — bu iki konuyu birbirine bağlamayacağını gösteriyor. Bunun yerine, nükleer müzakereler yaptırımların hafifletilmesi için tek araç olmaya devam ediyor. Bu, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı çerçevesiyle uyumlu olsa da, ABD 2018'de bu anlaşmadan çekildi ve o zamandan beri bir "azami baskı" kampanyası yürütüyor.
Çözülmemiş sorular
Senatörün tutumu birkaç soruyu açık bırakıyor. ABD, Hürmüz ile ilgili teşvikler sunmadan nükleer taleplerini nasıl uygulayacak? Peki ya İran, nükleer programını müzakere ederken boğazda nakliyeyi taciz etmeye devam ederse? Rubio bu senaryolara değinmedi.
Açık olan şu ki, yönetimin politikası şimdilik iki yolu ayrı tutacak. Bir sonraki sınav, uluslararası denetçilerin İran'ın uranyum zenginleştirme seviyelerini rapor etmesiyle gelebilir — bu, gelecekteki herhangi bir anlaşma için kilit bir ölçüttür. Rubio'nun sözleri, bu nükleer kıstas hareket edene kadar yaptırımların yerinde kalacağının sinyalini veriyor.




